13 Ocak 2016 Çarşamba

YUVAYA YOLCULUK



Son dönemlerde biraz inzivaya çekilme ve kendimle kalma ihtiyacı duydum. Bu süreçte benim için çok önemli iki kitabı tekrar okuma fırsat yarattım. Bu sefer Tanrılar Okulu (Stefano D’Anna) ile başladım, Yuvaya Yolculuk (Kryon) ile devam ettim…

Yuvaya Yolculukta Micheal Thomas artık hayatından çok sıkılmıştır, mutsuzdur. Bir kaza geçirir, hastanedeyken bir melek ona yuvaya gidebileceğini söyler. Bunun için 7 evde eğitim almalıdır ancak ondan sonra gidebilir yuvaya. Micheal hastaneden çıkar ve farklı bir alemde sırayla evlerde eğitimleri alır, sınavları olur, başına farklı farklı şeyler gelir.

2008 sonbaharında canımın çok sıkkın olduğu bir pazar kitapçıda gezinirken, bir kitap dikkatimi çekmişti. Onu daha önce ne duymuştum ne de hakkında bir fikrim vardı. Arkasını okudum,  kapağının içe kıvrılan kısmında yazılanları okudum. Kitap felsefe bölümündeydi ve ben aslında o zamana kadar fizik okumuş olmama rağmen felsefeden hiç hazzetmezdim (liseden kalma bir durum), en son bakacağım bölümdü yani. Elimdeki diğer kitapları bıraktım ve sadece onu alıp çıktım. Tanrılar Okulu, hayatımda en hızlı okuduğum kitap oldu. Müthiş etkilenmiştim. “Nasıl yani, bunlar olabilir mi? İnsanın hayatı bu kadar değişebilir mi?” diye sormama neden olmuştu. O kadar sıkılmıştım ki hayatımdan, o kadar değişmek istiyordum ki, o kadar yorulmuştum ki, bana bir kapı açmıştı. Daha sonra insanlara önermeye başladım kitabı ve çoğu kişinin okuyamadığını fark ettim. Benim elimdeki baskısında 411. sayfasında “Yalnızca hazır olan, iyileştirme duruma giden yola zaten koyulmuş ve dünyanın kendisine dayattığı eskimiş, öldürücü, çatışmacı öğretisini sorgulamaya çoktan başlamış kişiler tarafından okunabilecek bir kitap yaz” deniyordu. Tavsiye ettiklerimden hiç hazır olmayanlar okuyamıyordu.

Son sefer Yuvaya Yolculuğu okurken şunu fark ettim, Sanki 2008’de Tanrılar Okulunun bir şekilde karşıma çıkması “farklı bir yol olabilir” diyen melekle Micheal’ın ilk konuşması gibiydi. 

Micheal 1. Ev’e gider ve o evden ayrılmadan önce ona bir harita verilir. Bu anlık haritadır. Bu harita sadece anlık olarak bulunduğu yeri ve yakını gösteriyordur. Benim haritam ise 2009’da yani Tanrılar Okulunu okuduktan bir yıl sonra Human Design ile tanışmama denk geliyor… Human Design size harita sunar, yol ayrımlarında nasıl karar vereceğini, neyin sizin için doğru olduğunu sadece sizin karar vereceğinizin bilgisine size sunar. Tam bir anlık harita gibi çalışır… gelecek yok, geçmiş yok sadece o an…  ilk evde bu haritanın verilmiş olması da ayrıca çok anlamlı…

Micheal 2. Evde bilgileri ve hediyelerini alırken ben de Human Design’ı araştırmaya başladım, kendimi tanımaya başladım. Haritamı kullanarak hangi kaynakların benim için doğru olduğunu seçebilme şansını kullandım. Eckhart Tolle’lar, Kryon’lar, Debbie Ford’lar, doğru seminerler, hatta Yuvaya Yolculuk bile ilk o dönemde okunmuştu…  

O kendi yolunda ilerlerken ben de kendi yolumda farklı evlerde ilerliyormuşum. Arındığım, kendimi affettiğim, hayatıma giren insanları artık bana etkileri olmadan geçmişimde tutabilmeyi öğrendiğim ve zihin oyunlarımı görmeye başladığım süreçti.

Micheal fırtınalarla ya da büyük depresif dönemlerden geçerken ben de geçmişim.  Bunların hepsinin birer arınma ve yeniden doğma, geçmişin yıkılışından dolayı sarsıntılar olduğunu biliyorum. Gerekli durumlardı da yoksa yeniyi hayatıma getiremezdim.

6.Evde, sevgini dört niteliğini öğreniyor, bunlar:
  •          Sevgi sessizdir.
  •          Sevginin bir gündemi bir hesabı yoktur.
  •          Sevgi şişinmez, kendini övmez.
  •          Sevgi diğer üç niteliği mükemmel şekilde kullanacak bilgeliğe sahiptir.

Ben bir süre önce bunu çok büyük bir olayda yapabildiğimi gördüm. O sırada fark etmemiştim, kitabı tekrar okurken bir anda kendimi o dönemde buldum ve bunu öğrendiğimi hatta hayata geçirdiğimi fark ettim.

Son ev yani 7. Ev, kendi değerini bilme evi, kendini sevip sevmediğin ve istediğin hayatı yani kendini yuvada hissetmeye değer olup olmadığının testten geçtiği ev, şimdi buradayım işte…

2008'de hayattan bıkan ve kendinden nefret eden kişiden çok farklıyım. Hatta kendimi çok seviyorum. İnsanlara ve yaşama olan bakışım çok değişti. Gerçekten eşsiz olduğumu, kötü gibi gözükebilecek özelliklerimin doğru kullanıldığında bende olmasının bir nedeni olduğunu ve beni ben yapan parçam olduklarını gördüm…

Kötü özellik, eksik parça, yetersizlik gibi durumlar yok sadece yanlış kullanım var. Siz de bir şey varsa bunun mutlaka bir nedeni vardır. Eğer sizi mutlu etmiyorsa ya nasıl kullanacağınızı bilmiyorsunuz ya da zihinle kendiniz (öz) olmayan haldesiniz demektir…  

Human Design ile ilgilenmeye ilk başladığım zamanlarda “keşke şu kanal bende olsaydı, keşke bir jeneratör olsaydım, beklemek kadar kolay bir şey mi var mı?” derdim, imrenirdim onlara, şimdi görüyorum bunun ne kadar anlamsız olduğunu. Hayatım, hayat amacım için zaten mükemmel yaratılmışım sadece kullanmayı öğrenmem ve biraz parlatmam gerekiyormuş…

Yedi ev ile Human Design’ın 7 yılının çok tesadüf olmadığını hep hissediyordum. Belki bu romanla duygusal bağım olduğu için bu kadar eş zamanlı ilerledi yaşadıklarım diye düşünebilirsiniz ama ben ilk defa 2010 yılının ortalarında okudum, süreç benim için çoktan ilerlemeye başlamıştı. İçinde metaforlar olsa da hikayeden öte olduğu kesin, benim de haritamla hareket ettiğimi ve onu kullanarak doğru ilerlediğim kesin...

Yıllardır uğraşıyor ve hala yuvaya biraz olsun yaklaştığınızı hissedemiyorsanız büyük olasılıkla yanlış harita ile ilerlemeye çalışıyorsunuz demektir. Sizin için sadece kendi haritanız doğru çalışır, onu bulun…


Not: Merak edenler için bütün yolculuk boyunca beni takip eden, tuzaklar kuran yeşil canavarla sonbaharda savaştım ve yendim… 7. Evdeki testi geçer miyim? Kesinlikle…


1 yorum:

  1. Tesadüf anlamsız bir kelime hayat iki yol ve seçenektir ibaret bilinçli olanlar farklı isimlendirir basamak kapı ev gibi. Farkında olmayanlar savrulurlar öfkelenir kızar küser tesadüf denen uydurma olgu ya teslim olurlar. Zamanı geldiğinde görüşelim sevgiyle kalın

    YanıtlaSil